Bir Kaç Günlük Tatil Arası

Bu sene de Ramazan’ı sağ sağlim atlattık, memleketten uzak olmam nedeniyle bayram biraz buruk geçti ama halimize şükür diyelim. Pek fazla bayramlaşacak kimse olmadığı için de bayram benim için ilk günden ibaretti. Ramazan ayı boyunca sıcaklar sebebiyle pek dışarı çıkamadım.

Bayramın ikinci gününü de fırsat bilerek ailece kısa bir tatil yapmak istedik ve 3 gün süren kısa bir tatil programladık. Tatil yeri bulunduğumuz mekana pek uzak değil yaklaşık 120 kilometrelik bir mesafede. Konaklayacağımız yer ise Patara, Flower Pansiyon. Öncelikle konaklamadan bahsedeyim, sıcak ve samimi bir ortam. Patara’nın girişinde olması nedeniyle çabuk bulunuyor.

İlk gün yerleşme ve ortamı tanımayla geçiyor, güzel bir duş ve sağlam bir uykuyla tatil başlıyor.

Patara’ya pek uzak olmayan Saklıkent Kanyonu’na gidiyoruz. Bir çok yer gezdim ama Saklıkent benim favorilerim arasında. Kanyona girmeden önce derenin kenarında bir kısmı dere üzerine kurulmuş restoranlarda karnınızı doyurabilirsiniz, ekonomik bir tatil istiyorsanız bence gözleme yiyin 😀 Kanyona giriş için öğrenci başına 2,5 TL, yetişkin başına ise 5 TL ödüyorsunuz. Bu tür uygulamalara her zaman karşı çıkmışımdır ama o konulara hiç girmeyelim. Yaklaşık 150 metrelik bir köprüde yürüdükten sonra derenin kaynağına varıyoruz, burada kayaların arasından fışkıran ve buz gibi serinlik veren sularla karşılaşıyoruz. Daha ileride derenin geri kalan kaynakları var ama bulunduğumuz yer büyük çoğunluğunu karşılıyor. Saklıkent’te rafting’de yapılıyor, amatör bir deneyim yaşamak istiyorsanız deneyebilirsiniz.

İkinci gün Patara sahiline gidiyoruz.

Patara’nın plajı Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise 2.büyük plajı(ymış)

Ören yerlerinin, tarihi eserlerin arasından plaja ulaşıyoruz. Bilginize, burası da paralı. Ama plaj kart alırsanız daha uygun oluyor heralde. Denizi tek kelimeyle harika, yaklaşık 70-80 metrelik bir uzaklıkta benim boyuma geldi. 1.79cm 😀 Tamamen kum ve çok temiz bir deniz. Dalganın çok olmadığı bir günde giderseniz zevkini katlayabilirsiniz. Akşama da ızgara balık!

Üçüncü gün Patara’da bulunan, bir önceki gün içinden geçtiğimiz tarihi yerleri geziyoruz.

Patara’da Dünya’nın ilk meclis binası bulunuyor.
Patara, Antalya’nın Kaş ilçesinin Kalkan beldesi yakınlarındaki bir antik kenttir. Bir Likya kentidir ve Likya Birliğinin başkentliğini yapmıştır. Likya birliğinin üç oy hakkına sahip altı kentinden biri ve belki de en önemlisidir. Likya birliği toplantıları kentte bulunan birliğin meclis binasında yapılmaktaydı.

Hititçe’de Patar, Likya dilinde Pttara olarak anılan kentin M.Ö. 8. yüzyılda var olduğu yapılan kazılar sonucu ele geçen somut verilerle kesinleşmiştir ve İskender’in kuşattığı kentler arasında yer aldığı bilinir. Patara, Roma döneminde de çok önemli bir kent olmuş ve Likya-Pamphilya eyaletlerinin başkentliğini yapmıştır. Patara limanı, hububat deposu ve sevki açısından önem taşımıştır, bu nedenle doğu Akdenizde bulunan 3 hububat deposundan biri (Granarium) Patara’da bulunmaktadır. Bizans döneminde de gelişmesini sürdüren kent, hıristiyanlarca da önemli sayılmış. Noel Baba olarak bilinen Saint Nicholas’ın da Pataralı olduğu söylenir.

400 metre genişliğinde ve 1600 metre derinliğindeki Patara limanının kumla dolmaya başlaması ve teknelerin yanaşmakta güçlük çekmeleri, Patara’nın giderek önemini yitirmesine neden olur. Rüzgarın savurduğu kumlar zamanla limanı doldurur ve kenti büyük ölçüde örtüyor. Bugün kentte görülebilecek kalıntıların bir bölümünün kumlar altında olduğu dikkati çekecektir. Ancak son yıllarda yapılan arkeolojik kazılarla kent, üzerini örten kumlardan arınmaya başlamıştır.

Gelemiş köyünden 2 km sonra yol kenarında Patara’daki kalıntıların en görkemlilerinden Roma Zafer Takı görülür (Metius Modestus). Zafer takı, M.S. 1. yüzyıl sonlarında yaptırılmıştır. Tepeye doğru görülebilecek kalıntılar arasında Bizans bazilikası ve kutsal alanlar bulunmaktadır. Tiyatro tepenin yamacındadır. Tiyatronun yaslandığı tepede büyük bir sarnıç ile bir anıt mezar bulunmaktadır. Eski liman şimdi sulak alan durumunda.


Aynı günün akşamı ise Kalkan’a gidiyoruz. Liman boyunca bir gezintiden sonra şehrin yukarı taraflarınıda görüyor ve pansiyona dönüyoruz.

Eğlence odaklı tatilden ziyade kafanızı dinlemek ve stresinizi doğa ile atmak istiyorsanız muhakkak önerebileceğim bir program.

İyi tatiller!

Kenan CANOL

Google sayfama göz atabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir